Londra Gezi Rehberi – Caddeler & Meydanlar & Parklar

CADDELER ve MEYDANLAR:

Downing Street: Burası için İngiltere’nin Beyaz Saray’ının bulunduğu yer diyebiliriz. Ancak Beyaz saray gibi görkemli bir yer değil baktığınızda neredeyse normal bir apartman dairesi. Televizyonlarda sık sık İngiltere başbakanını bu kapının önünde konuşurken görürsünüz. Gitmeye değer mi size kalmış bizce çok gerekli değil:)

Southbank: Thames nehrinin kıyısında çok güzel bir yürüyüş yolu. eğer vaktiniz varsa orada yürüyüp küçük cafelerde oturabilir, sokak sanatçılarının performanslarını izleyebilirsiniz.

China town: Burası birçok ülkede olan Çin mahallelerinin aynısı, açıkçası bize diğer ülkelerdekilerden biraz daha küçük geldi.

Normalde bir çok ülkede ucuz hediyelikler oluyor, ancak Londra’daki tamamen Çin yemeği üzerine kurulu. Bizce  yine de görülmeye değer, ama Çin kültüründen hoşlanmıyorsanız da en azından kapısında bir fotoğraf çektirin deriz 🙂

Oxford Street: Avrupa’nın en büyük ve en yoğun alışveriş caddesidir. Caddedeki mağaza sayısı yaklaşık 548’dir. Mutlaka gidin ve alışveriş yapmasanız dahi görün diyebileceğimiz yerlerden biri, atmosferi çok hoş bir cadde.

Piccadilly Circus: Londra da olmazsa olmaz görmeden gelmeyin diyebileceğimiz bir meydan. Londra’nın kalbi ve merkezi. Kahvenizi alın meydanda merdivenlerde oturun, etrafı izleyin ve turist olmanın keyfini çıkartın. Özellikle akşam saatlerinde giderseniz reklam panolarının ışıkları sizi daha çok cezbedecektir.

Leicester Square: Piccadily Circus’dan biraz aşağı yürüdüğünüzde karşınıza gelecek meydan. Restoranları, cafeleri, dükkanları oldukça güzel. Gündüzleri biraz sakin bulabilirsiniz akşamları daha hareketli olduğunu göreceksiniz. Meşhur M&M’s World de bu meydanda…

M&M – Leicester Square

Trafalgar Meydanı: Adını, Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının Fransız ve İspanyol donanmalarını yendiği Trafalgar Savaşı’ndan alır. Oldukça ihtişamlı ve güzel bir meydan. Bu meydanda bir kere festivale, bir kere de konsere denk geldik, genelde bu tarz etkinlikler bu meydanda yapılıyor.

Camden Town: Londra’nın en ünlü semtlerinden biri, Londra’da gezilecek yerler arasında mutlaka görmelisiniz dediğimiz yerlerden. Eskiden şehir dışı olması nedeniyle marjinal olarak adlandırılan grupların takıldığı yer olarak kalmış, sonrasında ise dükkanları ve konsepti ile turistlerin keşfettiği bir yer olmuş. Camden Lock Market kanalın üzerinde kurulmuş bir pazar, bir sürü sokak yemekleri, vintage ürünleri bir arada görebiliceksiniz. Tabii buranın müdavimleri arasında yer alan Amy Winehouse’da unutulmamış ve burada bir heykeli var.

Camden Town

Little Venice: Londra’nın batısında şirin kanalların bulunduğu bir mahalle.. Eğer vaktim çok derseniz gidip görebilirsiniz, vaktiniz kısıtlıysa bizce çok gerekli değil:)

London Zoo: Burası dünyanın en eski hayvanat bahçesi unvanını taşımaktadır.   Giriş için ücret: £24.30. Hayvanat Bahçesinin açık olduğu saatler: 10.00 – 18.00.

Soho: Mutlaka gidin orada yaşayın dediğimiz yerlerden biri, özellikle akşamları artık yapacak bir şey kalmadığında akşam yemeğinizi burada yiyebilir, yada bir barda içkinizi yudumlayabilirsiniz. Burası aynı zamanda Londra gece hayatının merkezi diyebiliriz. Picaddily Circus’dan yürüyerek hemen Soho’ya ulaşabilirsiniz. Soho square’da Kral 2. Charles heykelini ve St. Patrick Katolik kilisesini görebilirsiniz. Old champton street gay barların yoğun olduğu bir cadde, Carnaby street de moda mağazaları olan bir cadde, Wardour street de cafe ve barları görebiliceğiniz bir cadde (Led Zepplin’in doğduğu yer), Dean street de restoranları ve cafeleri görebileceğiniz bir cadde.

Portobello Road Market: Bizim en sevdiğimiz yerlerden biri burası, hem şirin cafeleri hemde pazarı ve etraftaki evlerin güzelliği ile her gidişimizde uğramazsak olmaz noktalardan biri.

Portobello Road Market

Covent Garden: Londra’nın ünlü meydanlarından biri daha.. Yine mutlaka gitmeden dönmeyin diyebileceğimiz yerlerden.. Londra’nın en popüler alışveriş yerlerinden biri.. Alışverişinizi yapıp, cafelerde (Laduree de burada) oturup kahvenizi içebileceğiniz bir yer. Eğer sizin de teknoloji merakınız varsa buradaki Apple Store’a mutlaka girin, mimari olarak en iyilerinden biri.

Borough Market: Yemek düşkünü iseniz Londra’da uğrayabileceğiniz yerlerden biri. Hem sebze/meyvenizi alabileceğiniz hemde oturup bir şeyler yiyip içebileceğiniz bir yer.

Heron Tower: Londra’nın yüksek gökdelenlerinden biri, en yukarısında manzara eşliğinde sushi yiyebileceğiniz Sushi Samba burada bulunmaktadır.

Greenwich: Burada Greenwich gözlemevine gidebilir, başlangıç meridyenin de fotoğraf çektirebilirsiniz. Bunun dışında Cutty Surk’i ziyaret edebilirsiniz (hızlı yelkenli dünyada kalan tek örnektir giriş ücreti 12 pound). Bunun dışında dünyanın en büyük denizcilik müzesi olan National Maritime Museum da bu semtte bulunuyor. Eğer vaktiniz bolsa Greenwich’e gidebilirsiniz, ancak zamanınız kısıtlı ise vaktinizi farklı yerlerde değerlendirmenizi tavsiye ederiz.

PARKLAR:

Londra da toplamda 8 adet Royal Park bulunmaktadır, bu parkların en büyüğü 955 hektar ile Richmond Parkt’ır. Büyükten küçüğe şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Richmond Park (955 hektar): Doğal hayatı koruma konusunda ulusal ve uluslararası önemi olan bir yerdir.
  • Bushy Park (445 hektar)
  • Regent’s Park(166 hektar): Regent’s College ve Hayvanat bahçesini bünyesinde bulunduran en güzel parklardan biridir. Kayıt gezintisi yapılan bir gölet, 30000’den fazla gül, cafe, oyun sahalarını içerisinde barındırmaktadır.
  • Hyde Park (142 hektar):  Londra’daki Kraliyet Parkları’nın en büyüğüdür. Bizim en sevdiğimiz, ayaklarımıza kara sular inmişken burada çimlere uzanıp yatmak.. (hava sürekli yağmurlu olduğundan çimler ıslak olabiliyor aman dikkat:) ) Çimler ıslaksa da uzanmak için göl kenarında şenzloglar mevcut. Sabah otelden çıkın bu parkta yürüyüş yapın, yada gezmekten yorulun dinlenmeye gidin, ama yeterki gidin ruhunuza iyi gelecek..

    Hyde Park
  • Kensigton Gardens (111 hektar): Burası aslında Kensigton sarayının bahçesidir. Bu parkın etrafında Kensigton sarayı, Serpentine Galerizi, Albert Memorial, Royal Albert Hall mevcut, Parkın içinde ise Elfin Oak ağaç kökü bulunuyor, bu ağaç kökünün tarihi ise 900 yıl öncesine dayanmaktadır.
  • Greenwich Park (74 hektar)
  • St. James Park (23 hektar): Londra parkları bizim için en güzel dinlenme yeri, alın sandviçinizi ve içeceğinizi, tüm yorgunluğunuzu bu parklarda uzanarak atın. St. James parkı da bunlarda biri. İçerde bir gölet var, kazlar, ördekler, pelikanlar.. Buckingham Sarayının hemen yanında bulunmaktadır.
  • Green Park (19 hektar)

Konuyla ilgili diğer yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön